Dr. Zakir Naik

Dr. Zakir Naik

Hindistanlı cerrah Dr. Zakir Abdülkerim Naik… Dr. Zakir Abdülkerim Naik kimdir? İşte Dr. Zakir Abdülkerim Naik’in biyografisi

Ekim 1965‘te dünyaya gelen Zakir Naik, Ateist, Hristiyan, Yahudi, Hindu ve diğer dinlere mensup insanlarla münâzara konusunda uzman. Güçlü bir hâfıza ve iknâ edici delil yeteneği sâyesinde Allâh’ın izniyle milyonlarca insanın Müslüman olmasına vesîle oldu.

Zakir Naik, aynı zamanda Bombay’daki İslâmî Araştırmalar Vakfı’nın kurucusu ve başkanı. Aynı zamanda İngilizce, Urduca ve Bengalce uydu yayını yapan Peace TV / Sulh TV’nin sâhibi.

9 Ağustos 2005 tarihinde hayatını kaybeden Güney Afrikalı alim Ahmed Deedat’ın talebesi olan Zakir Naik, ABD başta olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde konferanslar veriyor.

Asıl mesleği olan cerrahlığı hobi şeklinde boş vakitlerinde yapmakta, asıl zamânını alan şey dâvâ, yâni İslâm’ın tebliği. İncil, Tevrat, Hinduizme ve bâzı dinlere âit kitaplara olan vukufiyetinden dolayı karşılaştırmalı dînî konulardaki ikna edici konuşmaları ve hazır cevap kişiliği nedeniyle büyük beğeni topluyor.

Dr. Zakir Naik Evli ve 2 çocuk babasıdır.


2. kısım

İslam davetçisi Dr. Zakir Naik terörist ilan edildi!

Dünyaca ünlü İslam davetçisi Dr. Zakir Naik ve başkanı olduğu Bombay merkezli İslam Araştırmaları Vakfı’nın faaliyetlerinin, terörizm yaftalamasıyla, durdurulması kararı alındı.

Zalim Hindistan yönetimi ülkede yaşayan Müslüman halk üzerindeki baskısını günden güne artırıyor. Jammu ve Keşmir sorunu yıllardır devam eden ülkede, 200 milyon Müslüman nüfus bulunuyor. Son 1 yıldır neredeyse her gün Müslümanları zulmeden eden Hint yönetimi, zulümlerine bir yenisini daha ekledi.Dünyaca ünlü İslam davetçisi Dr. Zakir Naik ve başkanı olduğu Bombay merkezli İslam Araştırmaları Vakfı’nın faaliyetlerinin, terörizm yaftalamasıyla, durdurulması kararı alındı. Zakir Naik için daha önce de İngiltere ve Kanada’ya giriş yasağı konulmuş ve uydu üzerinden yayın yapan Sulh Tv Bangladeş hükümeti tarafından kapatılmıştı.IRF (Islamic Research Foundation / İslam Araştırmaları Vakfı) lideri Zakir Naik, IRF’ye getirilecek yasağın, Hint Müslümanlarına karşı yapılan haksız eziyetlere emsal gösterilebileceği uyarısında bulundu.

Naik, Hint hükümeti ve halkına yazdığı mektupta,  düşman ilan edilmeyi hak edecek hiçbir şey yapmadığını ve sırf IRF’yi kapattırabilmek için mazeret üretildiğini dile getirdi.

“Eğer IRF ve şahsıma yasak getirilirse bu Hint demokrasisini derinden sarsacaktır. Bunu sadece kendim için değil, 200 milyon Hintli Müslüman kardeşimin hakkını da savunmak için belirtmek durumundayım. Lütfen alınan bu kararın altında haince planların olmadığını farz edecek kadar ahmak olmayalım. Bu saldırı sadece benim şahsıma değil, Hintli Müslüman kardeşlerimize, demokrasiye, barışa ve adalete de yapılmış bir saldırıdır.” diye belirten Naik, kurumuna getirilen yasağın, ülke içinde bulunan bir takım kişi ve kurumları istediklerini yapmaya teşvik edeceğini de ekledi.

Kendini Müslümanların arasında önemli figürlerden biri olarak tanımlayan Naik, “Eğer bu figürü alt etmeyi ve şeytanlaştırmayı başarabilirlerse gerisi çocuk oyuncağıdır. Çünkü yapmaya çalıştıkları şey tam da budur.  Komplo teorisi kurduğumu düşünebilirsiniz ama ben bu olanlara başka makul bir sebep bulamıyorum.” ifadelerini kullandı.

 

DR. ZAKİR NAİK KİMDİR?

Dr. Zakir Abdülkerim Naik, Hindistanlı bir cerrah. Ekim 1965 tarihinde doğan Naik, Ateist, Hristiyan, Yahudi, Hindu ve diğer dinlere mensup insanlarla münâzara konusunda uzman. Güçlü bir hâfıza ve iknâ edici delil yeteneği sâyesinde Allâh’ın izniyle milyonlarca insanın Müslüman olmasına vesîle oldu.

Zakir Naik, aynı zamanda Bombay’daki İslâmî Araştırmalar Vakfı’nın kurucusu ve başkanı.Aynı zamanda İngilizce, Urduca ve Bengalce uydu yayını yapan Peace TV / Sulh TV’nin sâhibi.

9 Ağustos 2005 tarihinde vefat eden Güney Afrika’lı alim Ahmed Deedat’ın talebesi olan Naik, Amerika başta olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde konferanslar veriyor.

Asıl mesleği olan Cerrahlığı hobi şeklinde boş vakitlerinde yapmakta, asıl zamânını alan şey dâvâ, yâni İslâm’ın tebliği. İncil, Tevrat, Hinduizme ve bâzı dinlere âit kitaplara olan vukufiyetinden dolayı karşılaştırmalı dînî konulardaki ikna edici konuşmaları ve hazır cevap kişiliği sebebiyle büyük beğeni topluyor. Dr. Zakir Naik Evli ve 2 çocuk babasıdır.

Kaynak: Müslim Port


 3. kısım

Dr. Zakir Naik Kimdir? Diğer Din ve Mezheplerin Savunucularını Alt Etmiş Bir Doktor MumsemaTartışmak Onun İşi: Zakir Naik

Katıldığı münazaralarla diğer din ve mezheplerin savunucularını alt etmiş bir kalp doktoru.

 

Zakir Naik, Hindistanlı bir cerrah. Hıristiyan, Hindu, Şii diğer din ve mezheplere mensup insanlarla münazara konusunda uzman. Güçlü bir hafıza ve ikna edici delil yeteneği sayesinde Allah’ın da yardımıyla milyonlarca insanın Müslüman olmasına vesile oldu .

Zakir Naik, aynı zamanda Bombay’daki İslâmî Araştırmalar Kurumu’nun başkanı ve İngilizce uydu yayını yapan Peace TV (Barış TV) nin sahibi.
Tam ismi Zakir Abdulkerim Naik’. Ekim 1965’te doğmuş, takribi 45 yaşında ama dimdik ayakta. Doktorluğu hobi şeklinde boş vakitlerinde yapmakta, asıl zamanını alan şey dava, yani İslam’ın tebliği.
İncil, Tevrat, Hinduizme ve bazı dinlere ait kitaplar su gibi ezberinde. Bu nedenle karşılaştırmalı dini konularda üzerine yok.
Türkiye’mizde ismi pek duyulmamasına karşın özellikle Güney Afrika, Avustralya ve Okyanusya adaları, Uzak Doğu Asya, Vatikan, İngiltere ve Amerika gibi ülkelerde kendisinden kokanların ve tanımak isteyenlerin sayısı oldukça fazla. Bu saydığımız coğrafyalara bakılırsa daha çok Osmanlı’nın ve öncesindeki İslam devletlerinin gidemediği yerlerin çoğunlukta olduğunu görürüz.

Bir ustanın izinde: Ahmet Deedat

Zakir Naik’in esinlendiği şahsiyet Ahmet Deedat. Ahmet Deedat Edip Yüksel’in İnkilap yayınlarından çıkan Kuran En Büyük Mucize isimli çeviri kitabının yazarı.

Ahmet Deedat islamın temel bilgilerinin çok azını bilerek özellikle Hristiyanlara genç yaşta sorduğu sorularla kendisini geliştirmiş ve diğer dinlerle mukayeseli olarak İslamı öğrenmiş bir Müslüman. Daha sonra İslami bilgilerini artırarak Hristiyanlarla münazara yapabilecek kıvama gelmiş.
Ahmet Deedat Zakir Naik için “Deedat 2” lakabını takmış zamanında. Ama bu lakapla farkında olmadan kendisini övdüğünü düşünerek bundan vazgeçmiş ve Zakir’e hitaben “Evladım sen 4 yılda benim 40 yılda yapamadığımı yaptın Elhamdülillah” şeklinde yeni bir övgüde bulunmuş.

İslamın sesi dergisi

11 Eylül 2001 tarihinden sonra özellikle batılı medya organlarının anti-islamcı tutumları Zakir’i oldukça rahatsız etmiş. Bunun üzerine Zakir, özellikle Hristiyanlıkla mukayeseli kitaplar ve makaleler yazdı. Bunları da başta İslam’ın Sesi dergisi olmak üzere çeşitli çok okunan gazete ve dergilerde yayınladı.

Barış televizyonu
İslam üzerine yapılan karalamaları ve tahribatı engellemek için gazete ve dergilerden cevap vermek yetmemekteydi, bunu farkeden Zakir bir televizyon kanalı kurmaya karar verdi. Kanalın ismi Barış televizyonu ve yayın dili İngilizceydi.
Kanalın kuruluşundan itibaren Zakir, batı dünyasını hedef alan ve batıya İslam’a yapılan karalamaların boşuna olduğunu anlatan programlar hazırlamaya başladı. Bu programların isimlerinden birkaçı: İslam ve Modern Bilim, İslam ve Hıristiyanlık, İslam ve Sekülerizm, İslam ve Evanjelizm.
Bu programlarda sunum tek taraflı olmuyor ve programa İslam’ın karşısındaki alanın uzmanları getiriliyordu. Bunlardan en çok William Cample’ın katıldığı bilimin ışığında İslam ve Hristiyanlık programı dikkat çekti. Zakir bu programda engin Kuran ve Hadis hafızasını kullanarak karşısındakini mat etmişti.
Bu programdan sonra karşısına çıkacak Hindistan’da yaşayan bir batılı bulamaz oldu. Ve Programının amacını değiştirdi. Artık diğer İslam ülkelerindeki politikacılar, yazarlar konuk oluyordu. En son Malezyalı politikacı Enver İbrahim’in katılımıyla program Okyanusya’ya da atladı.

Kıtaları aşan dava

Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde Hıristiyan rahipler, bilimadamları ile münazaralara katıldı. Cevapsız hiçbir soru bırakmadı.
Kendi ülkesinde de Hinduizm’in ikinci adamı Sri Sri Ravi Shankar ile 50bin kişinin katıldığı açık bir programda İslamdaki ve Hinduizmdeki İlah anlayışını tartıştı. Bu program özellikle Hinduları çok etkiledi.
Şii ilim adamlarıyla yaptığı Yezid ve Hazreti Ali konulu münazara onun İran’da kafir olarak ilan edilmesine sebep olsa da o münazara yapma konusunda hız kesmedi.
Eylül 2006’da Zakir işi kökünden çözmeye karar verip Vatikan’a giderek Papa 16. Benediktin bir vaazından sonra kendisine münazara teklifinde bulundu. Ancak Papa bu teklifi kabul etmedi.
Teklifinin reddedilmesi üzerine Amerika’ya gitmeye karar veren Zakir’in Melborn üniversitesindeki “Başörtüsü” konulu konferansı büyük ses getirdi.
Çünkü bu konferansta kendisine soru soran bir bayana Batı’nın kadını ilkelleştirdiği İslamın ise büyük değer verdiğini çok detaylı ama net bir şekilde ispatlamıştı.
Zakir Amerika’da münazara ve konferanslara katılmaya devam ediyor. Ancak bazı eyaletlere giriş çıkışı yasaklandı. Zakir buna da çözüm bulmuş. Şimdi yüzlerce genci yetiştiriyor kendisi gibi. Onun giremediği yerlere öğrencileri giriyor.
Zakir Türkiye’yi İslam’ın beşiği ülkelerden biri saydığı için tebliğ veya münazara amacıyla gelmeyi hiç düşünmemiş. Umarım gezi amaçlı da olsa gelir ve kendisiyle tanış oluruz.

 


4. kısım

Zakir Naik adında bir zat var. Hakkında çok malumat yok. Hindistan’da Tıp alanında uzman olup sonradan hatipliğe başladığı ve İslam Araştırmaları Vakfı başkanı olduğu kayıtlarda var. 

   Temelinden İslami eğitimi almamış insanlar sırf hatipliği (güzel konuşması) sayesinde çevresinde bir etki alanı oluşturup adam toplayabiliyor. Maalesef bu bazen büyük sorunlara yol açıyor.

   Ve bu gün iletişim araçları sebebiyle dünyanın bir ucundaki adama türkçeye çevrilmek suretiyle ulaşılabiliyor.

   Peki, bu insanı dinlemekte bir sakınca var mıdır?

“KUR’ANDA Şİİ SUNNİ YOK(!)”

   Konuşmalarından Türkçeye çevrilen bazılarını dinledik. Adam hadis inkarcısı değil, mezhep imamlarının büyüklüğünü de kabul ediyor (bunu kabul etmesi birşeyi değiştirmez). Zakir Naik’in yaklaışmlarında problem var. Bu problem aslında büyük ve sinsi bir tuzağa benziyor.

   Sorulan her soruya “Kur’ana bak, sahih hadise bak doğruyu anlarsın” yaklaşımında karşılık verip bazı sorulara da “Kur’an’a baktım böyle bir şey bulamadım” veya “Kur’anda bu yok” gibi ifadelerle karşı çıkıyor.

   Buradaki tehlike nedir? Bunu yazının sonunda söyleyeceğiz…

   Şimdi bir kaç örnek verelim:

   Kendisine Sunni ve Şii arasındaki fark soruluyor, cevap olarak Kur’an’da sunni ve şii olmadığı söyleyerek “dinlerini bölük parça edenler” ayetini okuyor. Kendisini “Sunni” veya “şii” olarak adlandıranların dinlerini parça parça edenler olduğunu söylüyor.

   Peki öyle mi?

   Rabbimiz buyuruyor ki: “Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşmüş olurlar.” (Bakara 137)

   Bakın Kur’an-ı Kerimde Peygamberimiz ve Ashabının inancına işaret ediliyor ve kurtuluşun bu inançta (akaidde) olduğu vurgulanıyor. Bu inancın sistemleştirilmiş hali bu gün “oryantalistler” kabul etsin veya etmesin Ehli Sünnet ve’l Cemaattir. Bu ismin neredne geldiği Ebubekir Sifil Hoca anlatmıştı. BURADAN BAKABİLİRSİNİZ

   Dolayısıyla Kur’an-ı Kerimde işareten de olsa bu konuya delalet eden ayet var. Pyok hadis mu? Kendisinin de söylediği şu hadis: ”Yahudiler 71 fırkaya bölündü, Hıristiyanlar 72 fırkaya. Ümmetim ise 73 fırkaya bölünecek. Biri dışında hepsi ateşte olacak. Kurtulan fırka, benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir.” (Tirmizi)

   İşte bütün bunlar gösteriyor ki, Kur’an ve Sünnet bir yola işaret ediyor. O da Ehli Sünnet ve’l cemaattir. Diğerleri ise bu ana caddeden ayrılanlardır.

   Peki, Zakir Naik nasıl oluyor da Kur’an-ı Kerimde ve hadislerde bunu bulamıyor? Bulsa da konuyu neden bağlayamıyor? Neden Şia’nın batıl inancını gündeme getirip bunların İslam’ın temel caddesindne ayrıldığını söyleyemiyor? Ya temel İslami eğitimi almamıştır veya beslendiği ilim kaynağında problem vardır.

   Ben baktım bulamadım demekle bu iş olmaz. Bu din nesilden nesile alimler vesilesiyle aktarıldı. Alıcan eline Kur’an’ı “ben bulamadım o zaman yok!” Ne kadar da basit…

   Biz bulduk ama buna ne deiyeceksin?

İSLAMDA NEDEN MEZHEPLER VAR?

   Bu soruya da Kur’an’dan aynı ayeti okuyor ve mezhepleri bölüşme olarak lanse edip, bölüşmenin haram olduğunu söylüyor. Bunu söylerken de her zaman ki gibi “kendimizi sadece Müslüman olarak adlandırmalıyız” diyor ve “Kur’an ve sahih hadisi takip etmeliyiz” diyor.

   Elbetteki bir Müslüman kendisini Müslüman olarak tanımlar. Ancak ameli noktada bir ibadetin nasıl yapacağını elbetteki mezhep imamlarına soracaktır. Çünkü onlar yapılacak bütün tahlilleri yapmış, delilleriyle İslam fıkhını önümüze sermiştir. Biz aynı ilmi derinliğe sahip olamadığımız ve aynı imkanlara da malik olamadığımız için onlara uyarız ve böylece sorumluluktan kurtuluruz.

   Mezhepleri bırakıp “Kur’an’ı ve sahih hadisleri” takip edecek olan bir kimse sapıklığa düşecektir. Ne yapacağını bilemez bir hale gelecektir. Çünkü ilmi buna yeterli olamayacaktır.

   Zaten mezhepler Kur’an ve hadislerden ortaya çıkmıştır. Ve o imamlar bunları delilleri ile ortaya koyacak güce sahip olup zamanın “En büyük imamı” ünvanını bile almışlardır.

   Dolayısıyla Zakir Naik’in mezheplerin neden çıktığını izah edeceği yerde “Kur’an ve sahih hadisleri takip edin” diyerek insanları mezhepsizliğe sürükleyecek bir yön çizmesi bu adam hakkındaki düşüncelerimizin olumsuz olmasına en büyük sebeplerdendir.

BU SÖYLEMLER NEDEN TEHLİKELİ

   İnsanları, İslam ilimlerinde derinleşerek Müctehid olmuş, zamanının “İmamı Azamı” olarak ün salmış, Kur’an ve sünneti en iyi şekilde araştırıp hükümleri çıkartmış imamları takip etmeye yönlendirmek yerine “Kur’an ve Sahih hadisi takip edin”diyerek insanları kendi başına bırakmak ve kendi anlayışı ile yorumlamasına yönlendirmek büyük bir felakettir.

   Kur’an-ı Kerim ve Sahih hadisler evet ortadadır ama her insan buradan hüküm çıkartacak, her insan buradan doğruyu anlayacak derecede midir?

   Dün hariciler bu gün Işid de Kur’an’a bakıyorlar ama kendi istediklerini anlıyorlar. Ve anladıkları şey İslam’a tam anlamıyla zıt. Yine bu gün “mezhepler dini parçalıyor”denilerek insanlar Kur’an ve sahih hadisten kendi fıkhını çıkartmaya yönlendiriliyor. Bu sapıklık insanların başı boş olmasına ve derin boşluklara düşmesine sebep olacaktır.

   Yüzyıllardır Hanefi, Şafi, Hanbeli, Maliki mezhepleri hiçbir ayrışma sebebi olmadığı gibi Müslümanların ayaklarının yere sağlam basmalarını sağlamıştır.

   Bu mezhepleri “ayrışma” olarak görmek ve bunun “Kur’anda olmadığını” söylemek hatta “Peygamber şafi miydi, henefi miydi” demek kadar cahilane bir yaklaşım olamaz. Cahilane değilse de bu yaklaşım art niyetli, Müslümanları saptırmaya yönelik bir yaklaşımdır.

MÜSLÜMANLARI BİRLİK BERABERLİĞE DEĞİL BOŞLUĞA İTERSİNİZ

   Zakir Naik’in açıklamalarını “Müslümanları birliğe çağırıyor” gibi algılayanlar olabilir. Bu gün Müslümanları amel ve inanç noktasında boşluğa itenlerin en büyük silahı bu söylemdir. Amelî mezhepleri yok saymak ve “Kur’an ile sahih hadisi” takip edin diyerek insanları kendi anlayışına terketmek.

   Akaid imamları nasıl inanacağımızı, mezhep imamları da nasıl ibadet edeceğimizi Kur’an ve sünnet ışığında, bütün konuları kategorize ederek en ince ayrıntısına kadar bize sunmuşlar. Bizlere sadece o alimlere tabi olmak kalmış.

   Dolayısıyla Zakir Naik’in söylemlerinde büyük bir tuzak olduğu gözükmektedir. Müslüman kardeşlerimizi bu sinsi tuzağa karşı uyarıyoruz…

YerliWiki