Talas Savaşı

Talas Savaşı

751 yılında Araplar ile Çinliler arasında yapılan savaş. Doğudan batıya ilerleyen Çinliler ile, Ön-Asya’ dan doğuya ilerleyen Araplar, Talas ırmağı kıyılarında savaştılar. Bu savaşta, Orta Asya’nın Çin egemenliğine girmesini istemeyen, Karluk ve Yağma Türkleri, Arapların yanına geçmişler ve savaşı Arapların kazanmasını sağlamışlardır.

Talas Savaşı 751 yılında Araplar ile Çinliler arasında yapılan savaş. Doğudan batıya ilerleyen Çinliler ile, Ön-Asya’ dan doğuya ilerleyen Araplar, Talas ırmağı kıyılarında savaştılar. Bu savaşta, Orta Asya’nın Çin egemenliğine girmesini istemeyen, Karluk ve Yağma Türkleri, Arapların yanına geçmişler ve savaşı Arapların kazanmasını sağlamışlardır. 

İslamiyet’i henüz kabul etmeyen Türklerin, Orta Asya’da İslam dinini tanıtıp yayan Araplarla birlikte, Çinlilere karşı, Talas’ta yaptıkları bu savaş, sebep ve sonuçları bakımından çok önemlidir. 

Göktürk İmparatorluğu’nu yıkmış olan Çin’in başındaki Tang Sülalesi (618-906) devrinde İmparator Hivang-Çang (713-755), Türk Hanoğulları’nın hakimiyetindeki Şaş/Taşkent şehrini ele geçirmek istedi. Bu gayeyle Taşkent Seferine çıkan Kuça Valisi Kao Sien-tche çok geçmeden Taşkent hükümdarı Bagatur-tudun’u esir alarak Çin İmparatoruna gönderdi. 

Bagatur-tudun’un öldürülmesi üzerine oğlu Tüen-en, başta Karluklar olmak üzere bölgedeki Türk boylarını Çin’e karşı birlikte harekete çağırdı. Ancak Göktürklerin yıkılmasından sonra henüz birliğini kuramamış olan Türkler, Çin kuvvetleriyle tek başlarına mücadele edemeyeceklerini bildikleri için Abbasilerden yardım istediler. Ziyad bin Salih kumandasında gelen İslam ordusu, yardımcı Türk kuvvetleriyle birleşti. Bunu haber alan Çin komutanı Kao Sien-tche de 100 000 kişilik orduyla, Talas şehrine geldi ve burada müttefik kuvvetlerle karşılaştı. 751 yılı Temmuzunda başlayan savaş, pek şiddetli bir şekilde beş gün devam etti. Savaşın son gününde Çin kuvvetlerinin arkasına sarkan Karluklar, düşmana ağır bir darbe indirdiler. Kao Sien-tche az bir kuvvetle canını zor kurtarabildi. Savaşta Çinliler, elli bin ölü ve yirmi bin esir verdiler. 

Talas Meydan Muharebesinin zaferle neticelenmesi; Türk, Çin, İslam ve dünya tarihiyle medeniyetinde çok önemli etkiler bıraktı. Çinliler Talas yenilgisinden sonra 20. yüzyılakadar, Tanrı Dağları (Tiyenşan) batısına geçemediler. Batı Türkistan, Çin tehlikesinden kurtuldu. 

Karluklar, Talas Zaferinden on beş yıl sonra, 766 tarihinde, Tanrı Dağları batısında ve Çu Irmağı boylarında müstakil Türk devleti kurdular. Türkistan’daki Kamlık (Şamanlık), Buda ve Mani dinlerindeki yerli ve göçebe Türklerle Müslümanlar arasında, serbest ticaret, dostluk ve iyi münasebetler başladı. Türkler, Müslümanlarla tanışıp, İslam dinini yakından tanıma imkanına kavuştular. İslam dininin üstün esasları, mütekamil hali, buralardaki Türklerin İslamiyet’i benimsemelerine sebep oldu. İslam medeniyet dairesine, Orta Asya’da, binlerce Türk girdi. 

Türkler, kağıt yapmasını Araplara öğretti. Semerkand’daki imalathanelerde yapılan ipekten kağıtlar, Orta Doğu ve Akdeniz’e yayıldı. Müslüman Araplar, hakimiyetlerindeki bölgelerden öğrendikleri kağıdı imal ederek medeniyetin bütün dünyada hızla yayılmasına hizmet ettiler.

Savaşın önemi

* Orta Asya’nın Çin egemenliğine girmesi engellenmiştir. (Siyasi)
  • Türkler, bu savaştan sonra guruplar halinde İslamiyet’i kabul etmeye başlamışlardır. ( Karluklar) (Dini)
  • Esir alınan Çinlilerden kağıt yapım tekniği öğrenilmiştir. (Kültürel)
  • Abbasiler, yönetimde Emevilerin Arap Devleti tezi yerine, İslam devleti özelliği göstermişler, Müslümanlara eşit yaklaşımda bulunmuşlardır.
  • Arap Milliyetçiliği politikası, Ümmetçi anlayışa dönüşmüştür.
  • Fetih politikasından çok, kültür politikasına ağırlık vermişlerdir.
  • Halife Mansur döneminde, Bağdat şehri kurularak, merkez buraya taşınmıştır. İlk defa Yunan filozoflarının eserleri, bu dönemde Arapça’ya çevrilmeye başlamıştır.
  • En parlak dönemlerini, Harun Reşit ile oğulları Memun ve Mutasım zamanlarında yaşamışlardır.
 
751 yılında Araplar ile Çinliler arasında yapılan savaş. Doğudan batıya ilerleyen Çinliler ile, Ön-Asya’ dan doğuya ilerleyen Araplar, Talas ırmağı kıyılarında savaştılar. Bu savaşta, Orta Asya’nın Çin egemenliğine girmesini istemeyen, Karluk ve Yağma Türkleri, Arapların yanına geçmişler ve savaşı Arapların kazanmasını sağlamışlardır. 
751 yılında araplar ile çinliler bir savaşa girmiş.bu savaşta türkler çinlilerin egemenliği altında olduğu için onların yanındaymış.fakat daha sonra arapların tarafına geçerek çinleri yenilgiye uğratmış.türk-arap
ilişkileri böylelikle başlamış.
751 yılında Araplar ile Çinliler arasında yapılan savaş. Doğudan batıya ilerleyen Çinliler ile, Ön-Asya’ dan doğuya ilerleyen Araplar, Talas ırmağı kıyılarında savaştılar. Bu savaşta, Orta Asya’nın Çin egemenliğine girmesini istemeyen, Karluk ve Yağma Türkleri, Arapların yanına geçmişler ve savaşı Arapların kazanmasını sağlamışlardır. 
751 yılında araplar ile çinliler arasında yapılan savaş dogudan batıdan ilerleyen çinliler ile ön asya dogudan ilerleyen araplar talas ırmagı kıyılarında savaştılar
Nedeni: Çinliler ve arapların orta asya’yı denetim altına almak istemeleri Çinliler, Orta asyay’yı denetimleri altına almak amacıyla 747 yılında Türkistastan’a sefer düzenledi Abbasiler, Karluk, Yağma ve Çiğil Tütkleri nin yardımı ile 571 yılında Talas da Müslümanlar Çinlileri Yendi.

Kaynak : turkcebilgi.com

2. KISIM

Çin’de T’ang hânedanı, 659 yılında Batı Göktürkleri’ni kendisine bağlayıp Tanrı dağlarının güneyindeki şehir devletleri üzerinde otorite tesis ederken Batı Göktürkleri’nden gelen Türgişler bağımsızlıklarını uzun süre sürdürmüşlerdi. II. Göktürk Devleti’nin 682’de güçlü bir şekilde ortaya çıkması ve Türgişler’in batıda güçlenip komşularıyla rekabete girmesi Çinliler’in bölgedeki hedeflerini sona erdirmişti. Batı Türkistan’daki Çin nüfuzunu ortadan kaldıran Kapgan Kağan, Türgişler’i yenip kendisine bağlayarak bölgede Göktürk gücünü yeniden hâkim kıldı. Ancak Kuteybe b. Müslim’in Mâverâünnehir’i fethi ve Batı Türkistan’a düzenlediği askerî harekât bölgenin siyasî hayatında önemli değişikliklere yol açtı. Sulu Kağan liderliğinde toparlanan Türgiş ordusu 720-721 yılında Semerkant üzerine yürüdü. Türgişler önce yenilmelerine rağmen ardından Araplar’ı mağlûp etmeyi başardılar. Ancak sonuçta Türgiş Kağanlığı, Arap orduları karşısında tutunamadı. Zor durumda kalan şehirlerde Türk beylerinden Fergana ihşîdi, Buhara ve Semerkant hükümdarları, Toharistan yabgusu Araplar’a karşı Çin’den yardım istemek zorunda kaldılar. Mâverâünnehir’de ve Batı Türkistan’da Türk-Arap mücadelesinin devam ettiği bu dönemde Çin’de T’ang hânedanının başında güçlü bir hükümdar olan Hivan-tsâng bulunuyordu. Hivan-tsâng cesaretiyle meşhur kumandanlarından Kuça Valisi Kao Sien-Chih’yi Türk beylerine yardım etmekle görevlendirdi. Kao Sien-Chih, 748 yılında Tanrı dağlarının kuzeyindeki Tokmak’ı alarak Batı Türkistan’a giden stratejik mevkiyi ele geçirdi. Bu sırada Kao’nun idam ettirdiği Taşkent hâkiminin oğlu, babasının intikamını almak için Ebû Müslim-i Horasânî ile Yedisu ve Isık Göl civarında yaşayan Karluklar’dan yardım istedi. 

Çin ordusu, İslâm ordularıyla, Talas (Tarâz) nehri kıyısında (bugünkü Evliyaata’nın doğusunda) savaşa tutuştu. Fergana ordusu da Çinliler’in yanında yer aldı. Ebû Müslim’in gönderdiği İslâm ordusuna Ziyâd b. Sâlih kumanda ediyordu. Kuzeyden Karluklar yardıma geldiler. Zilhicce 133’te (Temmuz 751) Talas nehri kıyısındaki Atlah mevkiinde cereyan eden savaş beş gün sürdü. Muhtemelen savaşın son günü Karluk Türkleri Çin ordusuna arkadan saldırdı (Yıldız, İslâmiyet ve Türkler, s. 36). İki ateş arasında kalan Çinliler ağır bir yenilgiye uğradı. Makdisî’ye göre Talas Savaşı’nda 100.000 kişiyi aşkın Çin ordusundan 45.000 kişi öldürülmüş, 25.000 kişi esir alınmıştır (el-Bedʾ ve’t-târîḫ, VI, 74). Savaşın sebebi ve sonucuyla ilgili olarak önemli bilgiler veren İbnü’l-Esîr, Fergana ihşîdi ile Taşkent (Şâş) meliki arasında ihtilâf çıkınca ihşîdin Çin imparatorundan yardım istediğini, onun gönderdiği 100.000 kişilik bir ordunun Taşkent’i kuşattığını, Taşkent melikinin de Çin imparatorunun hâkimiyetini kabul ettiğini, Çin ordusunun geldiğini haber alan Ebû Müslim’in Ziyâd b. Sâlih’i onlara karşı sevkettiğini, savaşı müslümanların kazandığını, 50.000 Çinli’nin öldürüldüğünü ve 20.000’inin esir alındığını, kurtulanların Çin’e kaçtığını, savaşın Zilhicce 133 (Temmuz 751) tarihinde meydana geldiğini belirtir (el-Kâmil [trc. Yunus Apaydın], V, 365). Çin kaynakları ise ordularının asker sayısını 30.000 diye kaydeder. Kaynaklardaki bilgilerden, Çin’in ilk hedef olarak Taşkent’i seçmesinin sebebinin Batı Türkistan’ın içinde bulunduğu siyasî durumla ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Göktürk ve Türgiş devletlerinin yıkılmasının ardından kendileri için yegâne tehlikenin Göktürk şehzadelerinin hâkimiyeti altındaki Taşkent’ten geleceğini bilen Çinliler muhtemelen öncelikle Taşkent’i ele geçirip şehrin hâkimini itaat altına almayı planlamışlar, öte yandan birlik içinde olmayan ve Çinliler’in önünü kesmek isteyen Türkler, Çin ordusuyla tek başlarına mücadele edemeyeceklerini bildiklerinden Çin üzerine bir sefer düzenlemek niyetinde olan Ebû Müslim-i Horasânî’yi Kuça, Karaşar, Hoten ve Kâşgar’ın işgaline ikna etmişler, bu durumu öğrenen Kao Sien-Chih büyük bir orduyla harekete geçmiştir. 

T’ang hânedanı bu yenilgiden sonra Batı Türkistan’a hâkim olma emellerinden vazgeçmek zorunda kaldı ve Türk boyları Çin baskısından kurtuldu. Batı Türkistan’da sarsılan Türk nüfuzu yeniden kuruldu. Karluklar 766’da Tanrı dağları yöresinde bağımsız devletlerini oluşturdular. Bu yeni siyasî ortam ve nüfus hareketleri Karahanlı Devleti’nin oluşumuna zemin hazırladı. Hz. Ömer zamanında Sâsânî Devleti’nin yıkılmasının ardından bölgede İslâm fütuhatı sırasında başlayan ve bir asır devam eden Türk-Arap mücadelesi Talas Savaşı’ndan sonra yerini dostluğa ve iş birliğine bırakmış, sağlanan barış ortamında İslâmiyet Türkler arasında hızla yayılmış, Müslümanlığı benimseyen Türkler, Abbâsî halifeliğinin askerî ve siyasî kadrolarında yer almaya başlamıştır. Talas Savaşı kültür tarihi açısından da önemli gelişmelere yol açmıştır. Çin’de keten ve kenevirden imal edilen kâğıt bu savaşta esir alınan Çinliler vasıtasıyla Çin dışında ilk defa Semerkant’ta imal edilmiş, 178 (794) yılında Bağdat’ta bir kâğıt imalâthanesi kurulmuş, bunu Mısır’daki imalâthaneler takip etmiştir. III. (IX.) yüzyıldan itibaren Endülüs’ten Hindistan’a kadar bütün İslâm ülkelerinde kâğıt yapımına başlanmıştır. Kâğıt Avrupa’ya Sicilya ve Endülüs üzerinden girmiştir (Yıldız, İslâmiyet ve Türkler, s. 37-38). 

BİBLİYOGRAFYA 
Chiou T’ang Shu, nr. 104, vr. 386a, b, c; İbn Ebû Tâhir, Kitâbü Baġdâd (nşr. İzzet Attâr el-Hüseynî – M. Zâhid el-Kevserî), Kahire 1368/1949, s. 12; Makdisî, el-Bedʾ ve’t-târîḫ, VI, 74-75; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, V, 499; a.e. (trc. Yunus Apaydın), İstanbul 1986, V, 365; W. Muir, The Caliphate its Rise, Decline and Fall, Edinburgh 1915, s. 439; Hakkı Dursun Yıldız, “Talas Savaşı Hakkında Bazı Düşünceler”, Cumhuriyetin 50. Yılına Armağan (haz. İÜ Ed. Fak.), İstanbul 1973, s. 71-82; a.mlf., İslâmiyet ve Türkler, İstanbul 1976, s. 36, 37-38; Emel Esin, İslâmiyetten Önceki Türk Kültür Tarihi ve İslâma Giriş, İstanbul 1978, s. 155, 226; R. Grousset, Bozkır İmparatorluğu (trc. M. Reşat Uzmen), İstanbul 1981, s. 128; Ramazan Şeşen, İslâm Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, Ankara 1985, s. 188, 207, 238 vd.; Tsu-chih T’ung-chien, Taipei 1987, s. 6907-6908; İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü, İstanbul 1987, s. 124, 138, 313; V. V. Barthold, Moğol İstilâsına Kadar Türkistan (haz. Hakkı Dursun Yıldız), Ankara 1990, s. 211, 212, 252; Hüseyin Salman, Türgişler, Ankara 1998, s. 70, 81; J. P. Roux, Orta Asya: Tarih ve Uygarlık (trc. Lale Arslan), İstanbul 2001, s. 190-192; H. A. R. Gibb, Orta Asyada Arap Fetihleri (trc. Hasan Kurt), Ankara 2005, s. 113-115; E. Chavannes, Batı Türklerine Dair Belgeler (trc. Metin Sirman), İstanbul 2006, s. 296-297; D. M. Dunlop, “A New Source of Information on the Battle of Talas or Atlakh”, UAJ, XXXVI/3-4 (1964), s. 326-330; Liu Enlin, “Talas Seferi Hakkında Yapılan Bir İnceleme”, TTK Bildirileri, VII (1972), I, 414-420; N. A. Ziadeh, “The Arabs in Mawarannahr The Battle of Talas”, Annales de l’institut de lettres orientales, VII: In Memoriam Professeur Fouad Ephrem Boustany, Beirut 1993-96, s. 199-213; C. E. Bosworth, “Ṭarāz”, EI2 (İng.), X, 222-223; Cemil Hee-Soo Le, “Çin”, DİA, VIII, 324-325.

Kaynak: islamansiklopedisi.org.tr

3.KISIM

TÜRKLERİN İSLAMİYETE GEÇİŞ VESİLESİ “TALAS SAVAŞI”

Talas savaşı Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilebilir. Türkler bu savaşla uzun yıllar mücadele ettiği Çin’e karşı Araplarla birlik olup,Çinlileri ağır yenilgiye uğratmışlardır. Bu savaşla birlikte Türklerle Araplar arasında sular ısınmaya, ilişkiler olumlu yönde seyretmeye başlamıştır. Bu savaşın sonunda Türkler İslamiyetle tanışmış ve İslamiyet’i benimsemeye başlamıştır.

Türklerin İslam dinini kabul etmeleri asırlarca süren bir teamülün yüksek millî ve siyasî menfaatlerin icabıdır. İslam dini ile temasları 7. yüzyılın ortalarında başlar. 610’da doğan ve 634’de Arabistan sınırını aşan Müslümanlık 7. Yüzyılın sonlarında Horasan’a varmıştır. Burada Türklerle temasa geçmiş birçok Türk Müslüman olmuş halifenin başkumandanlığına kadar yükselmiştir. Arapların Çinlilere karşı kesin şekilde vaziyet almaları, Türklerle Müslümanları yaklaştırmıştır. 10. Yüzyılın ilk çeyreğinde Maveraünnehir tamamen bir Müslüman ülkesi haline gelmiştir.[1]

Türklerle Araplar ilk defa Birinci Göktürk Devleti’nin yıkılması sırasında karşılaştılar. Göktürk toprakları önce Doğu’da sonra Batı’da Çin istilasına uğramış, Batı sınırlarında oturanlar ise Emevî ordularının baskısıyla karşılaşmışlardı. Türkistan ve Afganistan bölgesindeki Türk yabgu, tigin ve tarhanları Arapların ileri harekâtını durdurdular, fakat kendi aralarındaki anlaşmazlıklar yüzünden zayıf düşünce bundan faydalanan Emevî kumandanı ve vâlîsi Kuteybe, Semerkand ve Taşkent’i işgal etti. Bu şehirlerde ilk câmilerin kurulması ile Türkler İslâm dînini görerek öğrenmeye başlamışlardı. Bu sırada İkinci Göktürk devleti kurulup kuvvetlenince Emevî ordularının ilerlemesi durdu, Kültigin buralara kadar gelerek batı sınırını güvenlik altına aldı.[2]

Talas Savaşına Giden Yol

            İkinci Göktürk Devleti’nin 745’te Uygur ve Basmil Türkleri tarafından yıkılması üzerine Araplar’ın karşısında sadece Türgiş Sulu kaldı. Sulu kendi kumandanları tarafından öldürülünce artık Türk ülkeleri Doğu’dan Çin ile Batı’dan ilerleyen Arap Kuvvetleri arasında bir çekişme haline gelmişti. Tam o sırada Emevî Hânedânı iktidardan atılarak yerine Abbâsîler geçti ve Arapların Türkistan siyaseti büyük ölçüde yumuşadı. Öbür yandan büyük Çin ordusu Taşkent’e kadar gelmiş, Çinliler Taşkent Beyi Bağatur Tudun’u hile ile hapsetmişlerdi. Bağatur Tudun’un oğlu Araplar’dan yardım istedi. Ziyad bin Salih’in komutasındaki Abbasî ordusu Talas şehri yakınında Çin ordusuyla karşılaştığı zaman savaşın nasıl sonuçlanacağı kimse bilmiyordu; Çinliler galip gelirse Türkler belki her şeyini kaybedeceklerdi. Araplar galip gelirse en azından Çinliler ’den intikamlarını alabileceklerini düşünüyorlardı.[3]

Savaş

“Talas Meydan Savaşı başladığı zaman Arap ordusu Çinliler üzerine taarruz etti. Fakat Çinliler sayıca çok üstündü, Araplar da henüz hiç bilmedikleri bir milletle savaşıyorlardı. Bu yüzden durum onlar için çok zor olmaya başlamıştı. Tam bu sırada Karluk Beyi savaşı bir tepeden seyrediyor ve Araplar’ın galip gelmesini istiyordu. Müslümanların Çin ordusu karşısında zorlanmaya başladığını görünce emrindeki Türk süvarilerini savaş meydanına soktu. Yandan ve arkadan müthiş bir ok yağmuruna tutulan Çin ordusu neye uğradığını şaşırdı. Bozgun başladı ve Çinliler geriye doğru kaçmaya başladılar. Ama arkalarında Türkler’ in kılıç ve mızraklarından âdeta kalın bir duvarı vardı. O gün akşama kadar Araplarla Karluklular büyük Çin ordusunun tamamını yok ettiler.”[4]TürklerleArapların ilişkileri, Emevîlerin milliyetçi ve dışlayıcı tutumundan dolayı kötüdür. Fakat Abbasîler devriyle birlikte değişen Arap politikası daha hoşgörülü ve ılıman olmaya başlamıştır. Ve arda Türklerle Arapların ortak düşmanı olan Çin faktörünün de olması Arap-Türk ilişkilerini olumlu yönde etkilemiştir.

Sonuç

“Talas Meydan Savaşı’nın sonucu olarak Müslümanlık Maveraünnehir ’de tutunmuş ve Türkler de Çin tehlikesinden uzun bir zaman için kurtulmuş oldular. Artık Araplarla barışmaz bir düşmanlıkları yoktu, onlarla daha müsaid şartlarda ilişki kurabilirlerdi.”[5]

Talas savaşı sonunda iyileşen Türk-Arap ilişkileri Türklerin İslamiyet’e girişinde etkili olmuştur. Fakat  “Türklerin İslamiyet’i kabulü genellikle kendi istekleriyle olmuştur. Çünkü İslam dininin eski Türk inanç ve düşüncesine uygun tarafları çoktu.”[6] Burada Türklerin eskiden beri tek Tanrılı dinleri benimsemesinin etkisi oldukça fazladır. Aynı zamanda İslam dininin ahlâk, etik, nâmus gibi konulara bakış açısının Türklerle örtüşmesi de İslam dininin benimsenmesinde etkili olmuştur.

[1]Durmuş Tatlıoğlu,, “Türkmenistan’da Sosyo-Ekonomik Yapı ve Dini Hayat”,  http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/256.pdf, [12.03.2013].

[2]Erol Güngör,Tarihte Türkler, Ötüken Yayınevi, s. 64-65, 16. Baskı,  İstanbul, 2011.

[3]GÜNGÖR, a.g.e, s. 64-65.

[4]GÜNGÖR, a.g.e, s. 65-66.

[5]GÜNGÖR, a.g.e, s. 66.

[6]TATLIOĞLU, a.g.m.

Kaynak: mornota.com

YerliWiki

Bir cevap yazın